VampyresKadınlar… Vampirler… Biseksüeller… Biseksüel vampir kadınlar: Vampyres.

Vampyres bariz bir sexploitation filmi ve her zaman ki gibi seksist bir film. Aslında biseksüel demek yanlış oluyor yukarıda. Çünkü filmlerin çoğu erkek izleyici için yapılıyor. Genel kanı ise erkeklerin iki kadını sevişirken izlemekten hoşlandıkları. Bununla birlikte, her ne kadar izlemek beğenilen bir aktivite olsa da, yanda gördüğümüz iki vampir kadının hemcinsleriyle ilintileri yok.

Her neyse, film her gün yoldan geçen erkekleri baştan çıkararak şatolarına götüren iki kadın vampirin öyküsünü anlatırken, bol bol çıplaklık ve seks sunuyor. İzlediğim sansürsüz versiyon bol bol gaze fırsatı veriyordu. Hatta aşağıda görüntülerini gördüğünüz duş sahnesinde kamera, yaprakların arkası ve röntgencilik hissi verecek diğer yerlerden de gösteriyor bize çifti.

» Read the rest of the entry..


FrostbitenFrostbiten merak ettiğim bir filmdi. İsveç yapımı bir vampir filmi. Hatta Beyazperde‘nin dediğine göre Shaun of the Dead ve Cemetery Man‘e (yani Dellamorte Dellamore) benzeyen bir film.

Söyler misiniz ey Beyazperde’dekiler, nesi benziyor bu filmin onlara? Hangi vampir klişesi/geleneği Shaun of the Dead ya da Dellamorte Dellamore‘ye benziyor? Tamam, benzemesini komedi öğelerine bağlıyorsunuz ama, hiçbir şekilde iki filmdeki komedi kullanımı Frostbiten ile benzeşmiyor.

Kabul ediyorum, vampirlerin İsveç’te, yani yılın kayda değer kısmının karanlık geçtiği bir yerde bulunuyor olması güzel bir yenilik ve orijinal. Ancak geriye kalan her şey gerçekten klişe. Vampirler hakkında şimdiye kadar ne biliyorsanız bu filmde var. Fang’ler (diş), kan emme, ‘hayvani’ olma, haçtan ürkme, sarımsaktan rahatsız olma (argh! evet!) ve fazlası… Film klişelerle dolu ve ne olacağını tahmin etmek hiç zor değil. Birkaç gore sahnenin güzel olduğunu kabul ediyorum, ama bazı şeyler yine abartı yapılmış.

» Read the rest of the entry..

Tags: , ,

The HungerThe Hunger… Kötü bir korku filmi olmasını tercih ederdim. Her neyse, önce birkaç bilgi vereyim filmle ilgili. Filmin yönetmeni Tony Scott, ve evet, Ridley Scott’ın kardeşi.

Filmde Catherine Deneuve, David Bowie ve Susan Sarandon başrolleri paylaşıyorlar. Blaylock (Deneuve) bildiğimiz kadın vampir. Filmde vampirliğin lafı edilmiyor hiç, dişli (fang) vampirler de yok. Ancak bilindik kadın vampir imgeleri bulunuyor: cinsellik, baştan çıkarma ve tabii ki kan.

Baştan çıkaran kadın vampir miti nasıl ortaya çıkmış bilmiyorum. Birkaç tahminde bulunacak olursam: Baştan çıkarma işi zaten Havva’ya dayanıyor. Birçok resimde, edebiyat eserinde ve filmde de görürüz kadınların erkekleri cinselliklerini kullanarak baştan çıkardıklarını. Peki bu vampir işi nedir? Vampir olgusunu sembolik düşünürsecek olursak: vampir nedir? kan içen. Kan içmek ne demek, yaşamı almak. Bram Stoker’ın Dracula‘sında bir karakter der ki: “Blood is the life/Kan hayattır” Yani, bir şekilde yaşamı elden almak. Psikanalitik bakarsak, biçare erkeğin iğdiş edilmesi olarak da yorumlanabilir.

» Read the rest of the entry..


mumblings on life, literature, computers, media, whining, university life, movies, poetry, music, internet, procrastination, technology, media, horror, gender, blogging, concerts, film studies, wordpress, sexuality, vegetarianism, ideology, i greatly dislike sugar in my coffee, and all other unnecessary crap you would otherwise ignore.