[youtube=http://youtube.com/watch?v=-Jc6BLappEI]

Just found this video on Youtube (the ban is lifted by the way).

We had cyberfeminisms, and now issues of race in Web 2.0 era. Great video indeed.

“We hold these truths to be self-evident…”


Rocky IVRocky IV üzerine yazdığım kısa ve basit bir final sınavı. Zaten research paper‘ımız olduğundan biraz formalite sınavıydı, ki zaten response tadında olacaktı. Güzel fikirler var, ancak dediğim gibi çok özenli değil.

Yazdığım kısacık giriş/introduction paragrafını sildim. Yazı, Rocky IV’e race/gender/class (ırk/~cinsiyet/sınıf) konularından bakıyor. Buyrun okuyun:

» Read the rest of the entry..


White Man's BurdenWhite Man’s Burden, ırklar arası güç ilişkilerinin tersine dönmüş bir Amerika’da işinden kovulan Louis’in (Travolta) öyküsünü anlatıyor. Louis, işinden kovulduktan sonra, yaşamını yola koymak için işvereni Thaddeus’ı (Benafolte) kaçırıyor. Geri dönüşümü olmayan ve çorap söküğü gibi gelen olaylar gelişiyor. Ödevim için seçtiğim bu filmi tekrar izledikten sonra bir şeyler yazayım istedim:
Film, sözüm ona, tersine dünyayı bize gösterek, Afro Amerikalıların (bundan sonra yerden kazanmak için siyah diyeceğim) çektiklerini gösteriyor. Bazı noktalarda güzel eleştirilerde bulunduğu açık (örneğin, filmde, her televizyon kanalında siyahların gözükmesi, ya da Louis’in oğlunun ısrarla siyah kahraman oyuncağını istemesi gibi). Ancak bu tersine dünyayı gösterirken, siyahların popüler kültür steryotiplerini de yinelediğini görüyoruz. Örneğin, Travolta tipik siyah steryotipi olan yayıla yayıla yürüme, konuşurken ellerini kollarını yayma gibi beden dili öğelerini kullanıyor. Bunun dışında, (siyah) polisler geldiğinde, bardan bir anda bir grubun çıktığını görüyoruz. Bu da başka bir siyah steryotipi olan çeteye (gangstar/mob) gönderme. Yol kenarında kavga eden beyazlar (yani, siyahlar), yol kenarında bekleyen beyaz (yani, siyah) bir fahişe… Bu film bize Afro Amerikalılar hakkında ne söylüyor: Bunların, steryotipleri yineleyerek var olduğunu.

» Read the rest of the entry..


Geçenlerde, bölümden arkadaş ve hocalarla birlikte The New World adlı filmi izlemeye gittik. Eh, bölüm Amerikan Kültürü ve Edebiyatı olunca, Amerika Yerlilerinin, beyaz adamın ve olayların nasıl yansıtıldığına dikkat edildi. Benim kişisel kanıma gelince:

» Read the rest of the entry..


mumblings on life, literature, computers, media, whining, university life, movies, poetry, music, internet, procrastination, technology, media, horror, gender, blogging, concerts, film studies, wordpress, sexuality, vegetarianism, ideology, i greatly dislike sugar in my coffee, and all other unnecessary crap you would otherwise ignore.