Köşe yazısı ya da gazete okuyarak dünyaya daha geniş bir perspektiften bakıldığına inanan insanlardan değilim. Okumam, eksikliğini de hissetmem. Ara sıra haberler nasıl anlatılıyor/aktarılıyor diye bakarım o kadar.

Yakın zamanda Seda Hepsev‘in yazısıyla (“Sınır Çizgisi: Köşe Yazarlığı, Blog Yazarlığı”) fark ettiğim feminizm/kadın deneyimi/kadın dili ve köşe/blog yazarlığı arasındaki bağlantı ile ayrı bir ilgilenmeye başladım.

Feminist/kadın yazar ve kuramcılar, yazdıkları konular ve yazma üsluplarıyla farklılar. Tabii ki bu durum herkes adına konuşan ve yazan erkekleri rahatsız ediyor.

» Read the rest of the entry..


Ucuz köşe yazısı başlangıcı yapayım ve cinselliğin yaşamdaki en önemli üç şeyden biri olduğunu söyleyerek başlayayım. Bunun arkasına ‘hiç şüphesiz…’ diye devam etmek gelirdi kesin, ancak yeni bir paragrafa geçeyim:

Biraz önce ntvmsnbc.com ana sayfasında şu haberi gördüm: “Sperm sorununa ‘kökten’ çözüm.” Demişler ki, bazı bilim insanları kök hücreden yapay sperm yapmayı başarmışlar ve bunu fareler üzerinde olumlu şekilde denemişler. İnsanlarda da başarılı olması durumunda kısırlık da bitecekmiş. Buna karşı çıkan kişiler ise ‘erkekleri gereksiz bir tür haline getireceğini’ söylemişler habere göre. Bu sözü erkeklerin dediğine şüphe yok.

» Read the rest of the entry..


mumblings on life, literature, computers, media, whining, university life, movies, poetry, music, internet, procrastination, technology, media, horror, gender, blogging, concerts, film studies, wordpress, sexuality, vegetarianism, ideology, i greatly dislike sugar in my coffee, and all other unnecessary crap you would otherwise ignore.