Hakan Demiray‘ın bloguna uzun zamandır bakmıyordum. Biraz önce şöyle bir bakınayım derken yaklaşık on gün önce Türkiye Blog Konferansı ’07 adında bir etkinliğin düzenlendiğini gördüm.

Şimdi haberim olduğundan doğrusu çok da bilgim yok ve bu süreci takip edemedim. Ancak konferans programına bakılınca (ki GFxDizayn’dan Yassaman’ın yorumlarda dediği gibi konferanstan çok bir ‘gün’ gibi) çok da ahım şahım bir şeye benzemiyormuş doğrusu.

Hakan’ın da öngördüğü gibi blogging ve pazarlamayı nasıl birleştiririz konferansı olmuş.  Microsoft Türkiye Genel Müdürü’nün yaptığı açılış konuşması da bunu çok açık gösteriyor zaten. Microsoft’un uygulamalarının tanıtıldığı (tanıtmak çok naif bir ifade oldu) bir etkinlik ayrıca. Konferans sunum görüntülerini buradan izleyebilir kararı kendiniz de verebilirsiniz. Etkinliğe Microsoft sponsor olmuş olabilir ve Microsoft MSN Spaces gibi bir blogging (?) platforumuna da ev sahipliği yapıyor olabilir… Ama bu durumun bazı şeyleri meşru kıldığını hiç sanmıyorum. Bir üniversitede bu etkinliği yaparak akademik olduğu imajı da veriliyor elbet.

Bloglar, new media/Web 2.0 ve fazlası hakkında yazılmış/söylenmiş ve yazılabilecek/söylenebilecek o kadar şey varken, adının aksine bu kadar sığ bir etkinlik nasıl yapılabilir, doğrusu çok şaşırdım.

Sonuç olarak, PR etkinliğidir, geçiniz efen’im, ve bir de internet kültürü yanıtıyla UFAIL!


MSN Messenger 7.5’ten sonra, bir süredir geliştirilen ve beta sürecinde olan versiyon 8 ya da yeni adıyla Windows Live Messenger 20 Haziran’da çıktı.

Yeni Messenger versiyonunda, ICQ’dan birçok arak özellik bulunuyor. Örneğin dosya paylaşım klasörü eklenmiş, ya da artık upuzun ve abuk subuk arabesk takma adı olan kişilerin, takma adlarını istediğiniz gibi değiştirebiliyorsunuz. Artık offline/çevrimdışı mesaj atma fasilitesi de eklenmiş, ki iyi olmuş. Büyük eksiklikti.

İndirmek için bu adrese bakabilirsiniz. Size zorla Türkçesini indirtiyor bu site. Eğer İngilizcesini kullanıyorsanız download.com‘dan aratarak indirebilirsiniz. Messenger reklamlarından ve diğer gereksiz şeylerinden kurtulmak için A-Patch adlı yamayı da kullanmanızı öneririm.


Action HeroineÇok ilginç bir şey bu.

Yazdığım research paper‘ın konusu gereği action heroine (yani aksiyon kadını, kadın aksiyon kahramanı) ifadesini sık sık kullanıyorum.

Microsoft Word ise her action heroine ifadesinin altını çiziyor. Action hero‘da (yani erkek aksiyon kahramanı) problem yok. Sadece heroine yazdığımda da problem yok. Ancak Action heroine yazdığımda Word diyor ki: ‘böyle olmaz arkadaşım, hero demek istedin galiba, sen bunu hero yap en iyisi.’

Ne kadar ilginç :) Bence de aksiyon kadını olmaz aslında, ters bir şey. Daha doğrusu aksiyonun gendered tür olduğunu ve sadece kadına erkek rolünün verilmesinden ibaret olduğunu düşünürsek ilginç hal alıyor. Microsoft’da bunun farkında olsa gerek, uyarıyor. Bunun çok geniş açılımları var tabii ki, ancak bunları burada yazacak vaktim ve isteğim yok. sekizgündaha yazımın yorumlarından biraz anlaşılabilir ne demek istediğim.


BSODBiraz önce bayağı vaktimi harcayarak bir şeyler yazmıştım. Tekrar yazmaya da uğraşamam. Tamam hata bende aynı zamanda, kaydedebilirdim ancak kaydetmedim. Bil Geyts! Hani Windoz XP ile birlikte mavi ekran tarihe gömülüyordu?

Yazarken, bir anda BSOD (blue screen of death-mavi ekran) aldım ve bilgisayarı kapatmak zorunda kaldım.

Üstteki resmi ararken, Google Images’de ilginç BSOD örnekleri gördüm. Las Vegas’ta dev bir elektronik billboard ya da havaalanında mavi ekran veren bilgisayarlar…


mumblings on life, literature, computers, media, whining, university life, movies, poetry, music, internet, procrastination, technology, media, horror, gender, blogging, concerts, film studies, wordpress, sexuality, vegetarianism, ideology, i greatly dislike sugar in my coffee, and all other unnecessary crap you would otherwise ignore.