Sanırım bu her şey için geçerli: Bir şeyi beğenmemizin koşulu o şeyin beklentilerimizi karşılaması ya da beklentilerimizin üstünde şeyler sunması.

Birçok şey için geçerli olduğunu düşündüğüm bu ifade, film için su götürmez bir gerçek haline geliyor. Peki nedir izleyicilerin filmden beklentileri? Bunu birkaç kategoride incelemek mümkün sanıyorum. Ancak hepsinin bir ortak yönü var: eğlenmek. Nasıl eğlendiğimiz ise beklentilerimizi oluşturuyor. Bir filmde gülmeyi bekliyorsak ve çok güldüysek, o filmi sevdiğimizi söyleriz. Korkmayı bekliyorsak ve çok korktuysak, yine beğendiğimizi ve eğlendiğimizi söyleriz. Entelektüel haz (jouissance) almayı bekliyorsak ve bunu karşıladıysa, yine eğleniriz. Kısacası, eğlenmek sadece gülmekle ilgili değil. Konuya geri dönecek ve yineleyecek olursak: eğlendiysek, genelde o filmden memnun kalırız.

» Read the rest of the entry..

Tags: ,

mumblings on life, literature, computers, media, whining, university life, movies, poetry, music, internet, procrastination, technology, media, horror, gender, blogging, concerts, film studies, wordpress, sexuality, vegetarianism, ideology, i greatly dislike sugar in my coffee, and all other unnecessary crap you would otherwise ignore.