Category: Literature and Art

Last night, while I was in bed, I remembered this short story titled “Scene” from the collection Suburban Sketches by William Dean Howells. I am not really a fan of realist writing but for some reason I had the imagery of this little short story in my mind, for some reason. I don’t do this and I actually try not to associate words with images – can images ever substitute words? Anyway, this collection of short stories depict the suburban life of people in Old Charlesbridge, and “Scene” is about a young women who drowns herself. She is found dead by the community, who are pretty curious to see what had happened. One of the townspeople says “It was the best thing she cuold do,” creating a story in his mind. The narrator responds: “Upon this answer that literary soul fell at once to patching himself up a romantic story for the suicide, after the pitiful fashion of this fiction-ridden age, when we must relate everything we see to something we have read. He was the less to blame for it, because he could not help it; but certainly he is not to be praised for his associations with the tragic fact brought to his notice.”

Anyway, after this brief introduction, I’d like to quote what I really like about this piece:
» Read the rest of the entry..


BeowulfLast week, I and two friends went to watch Beowulf (2007) to see a recent example of digital cinema. Other friends, who saw the movie earlier said that it sucked. I thought the opposite.

I admit that this movie is not for those who like a real camera than one that can move freely in the rendered environment. Until you get used to it, the movie resembles a computer game, which most people would prefer flesh and blood actors (an image is an image, and both are projected images, should not really matter). However, I don’t really think this movie would work in 2.5D (real shooting plus CGI), as it would just be too artificial. This way, the movie is a lot more immersive in my opinion.

Anyway, I think this is a marvellous adaptation of a primary epic – an epic that is based on oral tradition. And the movie maintains these features of oral tradition, where storytelling is important. I really loved how they maintained the heroic ideal – the way Beowulf introduces and defines himself to others. Other than one or two things done for cheap laughs (bah), I think the movie was flawless.

This movie itself is another telling of the story of Beowulf (and Beowulf the epic). How awesome.


İlk şiirimi Kasım 2005’te yazdım. Aklıma bir fikrin gelmesiyle ortaya çıkmıştı. Bu da aynı şekilde bir şiir. Mart 2006’da yazdım. Şiir başlığı parantez içinde, çünkü gerçekten de bir adı yok bu şiirin. Aslında böyle yapmakla bir isim de vermiş oluyorum. Hakkında bahsetmek için bir ad gerekiyor. Aslında şart değil. Numara verilir, ilk dizesiyle anılır vs.

Her neyse, bu şiir yazdıktan sonra gerçekten beğendiğim bir şiirim. Her türlü içten ve seviyeli eleştiriye de açık. Okumak için:
» Read the rest of the entry..


Bartleby“Bartleby the Scrivener” (Katip Bartleby), Amerikalı yazar Herman Melville tarafından 1853 yazılmış kısa sayılmayacak bir öykü. Öykünün bir de, kitaplar dışında pek göremeyeceğiniz alt başlığı bulunuyor: “A Story of Wall-Street.” Wall Street o dönem Amerika’sındaki finansal merkez oluyor. O dönemki corporate world‘ün olduğu yer diyeyim.

“Bartleby”yi özetlemek oldukça zor. Bu yüzden bu işe girişmeyeceğim. Zaten uzun sayılmaz, illaki okuyun. Benim de en çok sevdiğim eserdir aslında.

Birkaç ay önce (aslında en az 6-7 ay öncesine denk geliyor sanırım) öykünün film uyarlaması var mı diye merak edip araştırdım ve 2001 yılında çekilmiş bir aynı adlı bir film buldum. Jonathan Parker‘ın ilk uzun metraj filmi. Oyuncular ise David Paymer (Patron) ve Bartleby olarak Crispin Glover. Öyküdeki Turkey ve Nippers’ın isimleri ise Ernest ve Rocky olmuş.

Filmi izleyeli aylar oldu aslında, ancak filmde beğendiğim ve beğenmediğim şeyleri yazmak istedim.

» Read the rest of the entry..

Tags: ,

Atıf YılmazPek haber takip etme alışkanlığım yoktur bazı nedenlerden dolayı. Dün Beyazperde‘ye bakınayım dedim. Ana sayfa da gördüğüm şey beni oldukça şaşırttı. İnanamadım, ntvmsnbc.com‘a da baktım.

Atıf Yılmaz ölmüş. Şaşırdım ve üzüldüm. Geçen sene de Ömer Kavur ölmüştü.

Atıf Yılmaz’ın birçok filmini çok severim. İçlerinden bazıları Adı Vasfiye, Aahh Belinda, Değirmen, Arkadaşım Şeytan. Özellikle ilk üçü ne güzel filmlerdir…

Tags: ,

Allen Ginsberg Amerikalı bir şair. Beat nesli şairlerinden olması, Ginsberg’ün muhalif olduğunu özetler. Fazla detaya girmeyeceğim ve şundan bahsedeceğim. Ginsberg’ün “America” adlı bir şiiri var. Bir de bilenler bilir, çağdaş Türk şiirinde önemli yeri olduğu söylenen küçük İskender var. Onun ise “Türkiye” adında bir şiiri var.

Okuduğum bölüm itibariyle Ginsberg’ün şiirini biliyordum. Geçen sene ise k. İskender’in “Türkiye” şiirini buldum şans eseri. Bugün aklıma geldi, burada paylaşayım dedim. “Türkiye,” tahmin ettiğiniz üzere “America”nın içerik ve formuna benzer bir tekrar yazım*. İki şair arasında tarz olarak da az çok benzerlik bulunuyor genelde. Ginsberg ve k. İskender arasında başka benzerlikler de var ancak burada belirtmenin şu an için amacı olmaz.
İki şiiri de aşağı da bulabilirsiniz.

» Read the rest of the entry..


Arkadaşım, Angry Alien – 30 Saniyelik Tavşan Sineması yazım için yazdığı yorumda Beckett’in Breath adlı kısa ve sözsüz oyununu göndermişti. Daha sonra da bu oyunun film uyarlaması olduğunu söyledi. Araştırdım, buldum, ve sizlerle de paylaşıyorum.

Aşağıdan izleyebilirsiniz.

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=Y1ZON66BbB0]

» Read the rest of the entry..


Bir arkadaşım, sürpriz yaparak Edgar Allan Poe’nun “The Cask of Amontillado” adlı öyküsünün audiobook‘unu yolladı. Ancak bu audiobook’un diğerlerinden farkı dramatik olması. Birisi öyküyü okumuyor, onun yerine iki kişi öyküyü sesleriyle oynuyorlar. İlginizi çekecektir eminim. Aşağıdan dinlerken aynı zamanda okuyabilirsiniz. Bu kaydı ilginç yapan şey sadece dramatik olması değil tabii ki. Anlatıcının yaptığı yorumlar, öykü dramatize edildiği için haliyle ortadan kalkıyor. Bu ‘sorunla’ (sorun değil bu bence ama nedense buna böyle deniyor film ve edebiyat anlatısı üzerine yazılan makalelerde… bir film uyarlandığı esere sadık olmak zorunda mıdır? Ya da bir edebiyat eserini farklı kılan kullanıldığı dil midir? Bir filmde ‘cömert gözyaşları’nı anlatamazsınız belki ama birçok şeyi farklı bir şekilde sunabilirsiniz)… Neyse, uzun bir parantezden sonra baştan başlayayım: Bu ‘sorunla’ nasıl baş edildiğini de görmek için ilginç bir örnek tabii ki. “We proceeded”i “Let us proceed” diyerek çözmüş örneğin uyarlayan.

[Eskiden burada dinlenilebilen bir şarkı vardı. Ancak bu yazı eskidiğinden kaldırdım.]

The thousand injuries of Fortunato I had borne as I best could, but when he ventured upon insult, I vowed revenge. You, who so well know the nature of my soul, will not suppose, however, that I gave utterance to a threat. AT LENGTH I would be avenged; this was a point definitively settled — but the very definitiveness with which it was resolved precluded the idea of risk. I must not only punish, but punish with impunity. A wrong is unredressed when retribution overtakes its redresser. It is equally unredressed when the avenger fails to make himself felt as such to him who has done the wrong.

» Read the rest of the entry..

Tags:

İlk okuduğumda çok ama çok hoşuma giden bir öykü. Bana Yusuf Atılgan gibi mükemmel bir yazarı da tanıtmış öyküdür. “Saatların Tıkırtısı” adlı bu öyküyü bir dergiden tarayarak buraya ekledim. Türkçe hataları olabilir taramaktan kaynaklanan, ya da dergiden kaynaklanan, idare edin. Benim kitabım bir arkadaşımda kaldı, ve bundan sonra da onda kalacak. Kendime yenisini alıncaya kadar, doğrusunu yanlışını bilemeyeceğim. Buyrun:

» Read the rest of the entry..

Tags:

mumblings on life, literature, computers, media, whining, university life, movies, poetry, music, internet, procrastination, technology, media, horror, gender, blogging, concerts, film studies, wordpress, sexuality, vegetarianism, ideology, i greatly dislike sugar in my coffee, and all other unnecessary crap you would otherwise ignore.