Son iki günü İstanbul’da geçirdim. Ben ve yüksek lisans programından arkadaşlarım Fırat, İrem, Linda ve Özlem ile bir cağdaş dans performansını bahane edip bu yolculuğu ayarladık. Daha keyifli ve rahat olduğundan trenle gitmeyi tercih ettik. Trenleri ve özellikle raylardan gelen sesleri çok seviyorum. Neyse, yemekli vagonda içkilerimizi içtikten sonra birkaçımız, en son vagonun orada yere çöküp şarap içmeye başladık. Bu sırada çok ilginç ve hatta tuhaf bir DDY görevlisiyle de tanıştık (Özlem pek sevmedi kendisini, ben de sevdim denemez ama ilginç biriydi işte). Daha sonra ben uyuyanlara katıldım.

Haydarpaşa’ya vardık, karşıya geçip Cihangir’de Van Kahvaltısı gibi bir adı olan bir yerde güzel bir kahvaltı yaptık, ardından Zafer Aracagök’le buluşmak üzere Kaktüs Kahve adındaki bir bistroya oturduk. Yolculuk, alkol ve uykusuzluktan halim çok olmadığından kahveyi erteledim, daha sonra sert bir espresso içerek tavsiye edilen günlük uyanıklığı yakalamaya çalıştım. Zafer Hoca’nın bir arkadaşının evine gittik, birisi hırlayan diğeri pek hareketli köpekten bir miktar tedirgin olarak bir saat geçirdim, içerideki tozlu kitapları kurcaladım. Ardından öğle yemeğimizi yemek üzere Taksim’deki 3. Mevkii adındaki ilginç çalışma sistemi olan yere gittik ve yemek yedik. Sonra kitapçı gezdik, adını hatırlamadığım bir yere uğradıktan sonra Galata Köprüsü yakınındaki bir yerde bol karbonatlı çay içtik. Sonra Harfiyat’a gittik ve Vahit Tuna’nın Egzersiz adlı sergisindeki ilginç işlere baktık. İrem ve Linda önümüzde koştururcasına yürürken, Fırat’la ben onlara yetişmekte güçlük çektik, yorulduk. Sonra “Sevim Burak metinleri üzerine bir sahne gösterimi” açıklamalı Bana Islak Mayonuzu Gösterin” adlı dans gösterisini izledik. Doğrusu çağdaş dans hakkında bilgim yok, ve bu bilgisizlik ilgimin önüne geçiyor. Ama gerçekten mükemmel bir performanstı ve çok etkilendim. Tarihi Galata Köprüsü’nün altında yapıldı ve ortam gerçekten çok güzeldi. Daha sonra öğrendim ki, oralar 80’lerde büyük bir punk scene’ine evsahipliği yapmış – şaşırdım. Ardından yemek yedik topluca, sonra evlere dağıldık. Tüm günün yorgunluğu ve başka şeylerden dolayı ertesi gün 13.30 gibi uyanabildik. Kadıköy’deki, birkaç sene önce şans eseri keşfettiğim Yanyalı Fehmi Lokantası‘nda güzel bir yemek yedik. Sonra yalnız biraz dolaştım, cahil peri hanımla ve Emre’yle Peyote’de birkaç bira içtikten sonra, vs vs vs. Kısacası, güzel iki gün oldu.

Spent the last two days in Istanbul. I and a couple of friends from grad school, Firat, Irem, Linda and Ozlem used a modern dance performance as a pretext and arranged the trip. We preferred to go by train as it is more fun and comfortable. We had our drinks in the restaurant car, and continued with wine in the very last car. Some of us went sleeping, and so on.

Then we reached the wonderful railway station Haydarpasa and got on the ferryboat, had breakfast, met with our instructor Zafer Aracagok, who composed and designed the music of the modern dance performance “Let me see your wet bathing suit.” We had our coffees and spent an hour at Aracagok’s friend Defne’s house, and so on. The artworks you see in the middle are from Vahit Tuna’s exhibition called Exercise. And the dance performance in the very end is “Let me see your wet bathing suit.”


This post has 4 comments.

  1. cahilperi
    18 May 08
    9:38

    bana “X hanım” diyen servis şöförümüzü dövüyordum az daha :)) hanım ne kadar kötü bir kelime ve samimiyetsiz, kınadım seni :P

  2. iremcagil
    18 May 08
    13:18

    onbeş mayıs; kuruşehirden raylarla beraber uzayıp,uzaklaşıp,haydarpaşa’dan karaköy’e oradan cihangir’de kahvaltıya sonra zafer’le kaktüs’te buluşup, kahvelenip, bitişikteki defne evine, paf’la buz’la, koklaşıp, patileşip, sevişip, acıkıp 3 mevki’de tabakları sıyırmaya gittik. kitapçıya gittik. sergiye gittik. eski köprünün altına gittik, pera(kende) müze’ye, kapitone düğmeleri kristalden yapılmış kırmızı koltuklarda oturmaya, hareket eden bedenlerin müzikli direncini izlemeye gittik. binaların aralıklarından balıklara bakarken, düz yollardan sola ve sağa köşelenerek yürüdük. asansörle çıktığımız yerlere inmeden önce kırmızı noktalar yine dona kaldı yine gözümüz apaçık, hiçbir yere çengel atamadan durmaya döndük.

  3. alper
    18 May 08
    13:34

    ah… nasıl böyle bir hata yaparım..

    15 mayıs, dimi…

  4. alper
    19 May 08
    22:53

    Dide’, izinsiz video çekmedim, ama önce “izinsiz video alman çok da yerinde olmamış” demen ardından “izin aldın mı” diye sorman ilginç olmuş. :)

    neyse, izin alarak çektim elbette, eğer sanatçı laf ederse kaldırırım elbet. uyarı için teşekkürler.