Archive for February 2007

Arkada Frank Zappa ve ‘strictly commercial’ ifadesini duyarken aklıma geldi. Dünyayı yeni keşfetmiş teenager muhabbeti yapmayacağım. Ama gerçekten de, ne kadar ticari bir hale geldi(k) (Aah! bu ifadelerden de nefret ederim, neyse).

Diyeceğim şu ki… Bir film izleyip (misal Fight Club) ne güzel sistem (peh peh) eleştirisi yapıyor diyenler… Ya da bazı grupların çok içten şarkıları olduğunu iddia edenler…

En güzelini Zappa demiş: Strictly Commercial… Ya da “We’re only in it for the money”

Tags: ,

Sanırım şu ‘yurdum insanı’ ifadesini nereye koysanız cuk oturuyor. Sayfaya yazılan yorumlardan eposta yoluyla haberdar oluyorum. Okuduktan sonra üf püf diyerek ne onaylama ne silme gereksinimi duyuyorum. Birkaç tanesini ibret olsun diye yayınladım. Malum, sansür kötü şey.

İnsan her şeyi eğlenmek için mi kullanır ya? Bir ton örnek yazabilirim buna şu an. Ekşi Sözlük‘ü açın bakın, yan taraftaki şeylerden yarısından fazlası gereksiz abidik gubidik şeyler değilse neyim. Youtube’ta Türkiye’den çıkma doğru dürüst bir şeye de rastlamadım. En azından bana ‘ahahaha olm bak lan süper, acayip yarık’ ifadesiyle geliniyor sürekli.

Bunun dışında, sevgili internet günlüğümü (ihmal edip 2.1.1’e güncellememiş de olsam henüz) ağlama duvarına dönüştürme çabası olanları da kınıyorum. Hadi efenim, başka kapıya. Bir yorum onayladık, iki yorum onayladık. Günlük yaşamda fark edilmeyen şeylerden bahsettim ‘aah ah insanlar ne boş. işte ben bundan muzdaribim’ şeklinde yorum yazanlar oldu. Öğrenci olmuş her gencin yapacağı işlerini erteleyip boş zamanında yapmadığı şeyleri iş yapması gereken zamanlara attığını anlattım kendi üzerimden. Yine nereden o mesaja ulaştıklarını anlamadığım yorumlar geldi. Silmediğim yirmi kadar yorum var bu şekilde duran. Buraya önemsemesem bu kadar emek harcamazdım değil mi? Ayrıca evet, pek elitistim.

Tags:

Aylardır olan ve ara sıra bozduğum suskunluğumu tekrar bozayım istedim. Öncelikle yorumlarını yayınlamadığım, televizyonda Ayşe Arman’ı izleyip bir şekilde buraya gelen insanlar: lütfen alt+f4.

Daha çok evde dinlenerek geçirdiğim yarıyıl tatilinden sonra okul tekrar açıldı. OKula çok severek gitmiyorum çünkü ortamı çok sevmiyorum. Lisemle aramda kurduğum bağlantı ne yazıkki üniversitemle aramda yok. Zaten okula da oldukça gıcık oluyordum sürekli başarı bursumu kestiklerinden. Neyseki dönem başında başarı bursumu tekrar verdiklerini öğrenince sevindim. Para falan bir tarafa, bir şekilde emeğin karşılığını almamak üzüyor insanı. Zaten bu nedenle son birkaç aydır arabesk oldum. Hırslı falan bir insan değilim kesinlikle, olmayı da istemem. Her neyse, detayına girmeyeceğim şeylere teğet de geçmeyeyim.

Yorularak geçirdiğim yaz tatilinden sonra olan birkaç şeyin ardından boşlamıştım kendimi oldukça. Bu tatil şöyle  bir (sözle: şööööyle bi’) dinlenmeme olanak tanıdı.

Yeni döneme gelecek olursak… Her ne kadar babam ‘işlerini biz mi takip edeceğiz, sınav başvuru tarihi geçiyor’ diyerek mırın kırın etse de, okula tekrar ayak uydurdum sanıyorum. Güz döneminde okulda uğraştığım şeyleri özlediğimden hevesli olsam da, genelde bahar dönemi ‘uf puf’ diyerek başlıyor benim için.

Bu dönem biraz göz korkutucu derslerim var diyebilirim. O kadar okumanın altından bir insan nasıl kalkar bilmiyorum. Ben ki tembel herifin tekiyim. Bu yazıyı yazıyorsam, okumam gereken makaleler olduğu içindir (bkz. ‘Can Sıkıntısı Giderme Yöntemleri’). Geçen sene üstten aldığım Amerikan Kültürü ve Film dersinin ilk saatine girdim geçen hafta. İçim gitmedi desem yalan olur, tekrar almayı isterdim doğrusu. Ders sayısı yormuyor da, çok da eğlenerek yapmadığım dersler oldukça sıkabiliyor. Neyseki isteyerek aldığım, kadın çalışmalarıyla ilintili bir dersim var. Bir alt sınıfla alıyor olmamız dersi nasıl yapacak bilmiyorum.

Daldan dala atladığım yazıma uykuyla devam edeyim. Yarıyıl tatilimde sabaha karşı 4-7 arası yatıp öğlen 12 de kalkmaya alışmıştım. Meşgul olduğum ve severek yaptığım şeyler varsa uykusuzluk koymuyor. Biraz okul için düzene girmem gerek. Okulun ilk haftası, dersin sabah başladığı birkaç kişi sarhoş gibi olduğumu söylemişlerdi. Ayrıca aklıma gelmişken, yeni bir termos-bardak edinsem iyi olur. Nihayetinde, kafein öğrencinin kadim dostudur.

Her neyse, bu dönem mezun oluyorum. Dönem sonuna kadar okul ve okul sonrasıyla ilgili yapılacak tonla şey var. İstediğim her şeye yetiştim şimdiye kadar, okul temposuna tekrar alııştığımda bu işleri de düzene koyacağım. Hatta bugün duvara mantar pano görünümlü kendinden yapışkanlı panomsu bile astım. Bu arada duvarımdan düşen bir film afişi hala müzik setimin üstünde toz örtüsü işlevi görmekte. Ödev ya da okuma yapmam gereken bir günde asarım diye düşünüyorum.

Son bir eklenti olarak da, aylardır rakı (karaciğer bayram etti havalar soğuyunca) içmiyorum. Eş dost toplayıp bir sofra kurmak gerek hazır havalar ılımanken. Ayrıca son birkaç yılda git gide sevmeye başladığım elektronik ve minimalist müziklerden de Jean Michel Jarre’ın Oxygene 7-13 albümünden Oxygene 10’u tatlı dille tavsiye ederim.

Ayrıca kısa saç ftw!


mumblings on life, literature, computers, media, whining, university life, movies, poetry, music, internet, procrastination, technology, media, horror, gender, blogging, concerts, film studies, wordpress, sexuality, vegetarianism, ideology, i greatly dislike sugar in my coffee, and all other unnecessary crap you would otherwise ignore.