Archive for August 2006

Matteo Turchetto tarafından yapılan AndyBlue (ver 1.3) adlı WordPress temasını Türkçe’ye çevirdim. Üç sütunlu ve kullanışlı bir WordPress teması. İndirmek için:

» Read the rest of the entry..


Yine Andreas Viklund tarafından yapılan, WP-Andreas01 (ver 1.3) adlı WordPress temasını Türkçe’ye çevirdim. Üç sütunlu, sade ve şık bir tema. İndirmek için:

» Read the rest of the entry..


Andreas Viklund tarafından yapılan 1024px adlı WordPress temasını Türkçe’ye çevirdim. Güzel, düzenli ve sade bir tema. İndirmek için:

» Read the rest of the entry..


Mağazada yapılmış haliyle pek güzel gözüken, kutuda demonte şekilde aldığınız mobilyaları birleştirmek zor değildir, ancak çok da kolay değildir.

Dün, bir süredir ihtiyaç duyduğum yeni çalışma masası için evimizin yakınlarındaki bir yapı marketine gittik. Hem dizüstü bilgisayarımı koyabileceğim hem de geniş bir çalışma ortamı sağlayacak olan bir masa almaya karar verdim. Fazla iri yarı olmayan bir tanesini aldık.

Gözde‘yi uğurlamaya gittim ve eve döndüğümde babamın bir kısmını yaptığını gördüm. Elim bu tür şeylere yatkındır. Ancak ilk kez demonte bir mobilyayı birleştiriyordum. Her şey bittikten sonra gördüm ki, bazı ipuçlarına gereksinim var. Çünkü üretici firma ne olduğu anlaşılmayan, A4 kağıda fotokopi yöntemiyle çoğaltılmış bir kağıt parçası dışında bir şey koymamış yardımcı olması için. Ben de kendi deneyimlerimi yazayım istedim. Çok basit ve akla yatan bu uyarılar ne yazıkki hata yapıldığında fark edilebiliyor. O zaman ise sabır, emek ve zaman gitmiş oluyor. Bunun için dikkat etmek önemli.

» Read the rest of the entry..

Tags:

Köşe yazısı ya da gazete okuyarak dünyaya daha geniş bir perspektiften bakıldığına inanan insanlardan değilim. Okumam, eksikliğini de hissetmem. Ara sıra haberler nasıl anlatılıyor/aktarılıyor diye bakarım o kadar.

Yakın zamanda Seda Hepsev‘in yazısıyla (“Sınır Çizgisi: Köşe Yazarlığı, Blog Yazarlığı”) fark ettiğim feminizm/kadın deneyimi/kadın dili ve köşe/blog yazarlığı arasındaki bağlantı ile ayrı bir ilgilenmeye başladım.

Feminist/kadın yazar ve kuramcılar, yazdıkları konular ve yazma üsluplarıyla farklılar. Tabii ki bu durum herkes adına konuşan ve yazan erkekleri rahatsız ediyor.

» Read the rest of the entry..


Web sayfasının loglarından, arama motorlarından hangi anahtar sözcüklerle gelindiğini görebiliyorum. Yani, örneğin Google’da hangi sözcükleri aratarak benim siteme geldiklerini görebiliyorum.

Geçen baktığımda birkaç kişinin ‘amerikan kültürü ve edebiyatı’ diye aratarak geldiğini gördüm. Bu yüzden bölümümle ilgili bir yazı yazayım dedim. Bölümün iş olanakları gibi şeylere pek değinmeyeceğim, onun yerine kim gelmeli, kim gelmemeli olacak yazının içeriği:

» Read the rest of the entry..

Tags:

Dün üşenmedim ve kullandığım temanın renkleriyle oynadım.

Önceki cicili bicili, turunculu kırmızılı halinden bu hale geldi: Artık daha ciddi, daha sade ve daha karanlık.

Ben pek beğendim. Nasıl olmuş?

Tags: ,

Ntvmsnbc - RodinDün ntvmsnbc sitesine bakarken ana sayfada bir haber gördüm ve oldukça şaşırdım. Baktım habere, neymiş diyerek.

Yaklaşık bir gün ana sayfada kalan ve ‘resimli’ olan bu haber hakkında ilk gördüğümüz “Taksicilerden Rodin Yorumu.” Haber başlığı ise “Taksiciler Rodin’i Sevdi.”

Merak edip yazıyı okumaya devam ettim:

İçlerinden biri Rodin’in Havva yapıtının önünde durdu ve Havva da dahil heykelleri ‘çok müstehcen’ bulduğunu söyledi. Arkadaşı girdi söze… “Ne olmuş yani, Kenan Evren de nü resim yapıyor.”

TAPARSAN GÜNAH TAPMAZSAN DEĞİL!
Sergi boyunca Rodin’in eserlerini anlatan sanat danışmanı Hüma Arslaner, Havva heykelini anlattıktan sonra taksicilerden biri şu yorumu yaptı: “Allah-ü Teala da insanı çamurdan yaratmadı mı?”
“Heykeli günah kabul ediyor musunuz?” diye sorduğumuzda, “Taparsan günah, tapmazsan değil” yanıtını verdi.

Bu kadar alıntı yeter. Merak ettiğim bir şey var. Kime hitap ediyor bu haber?

» Read the rest of the entry..

Tags: , ,

Wikipedia, bilgiye herkesin özgür bir şekilde ulaşabilmesini amaçlayan ve bilgiyi merkezsizleştiren bir oluşum.

Birkaç yıldır Türkçe içerikle de hizmet veriyor ve destek veriyor. Vikipedi adındaki Türkçe ansiklopediye, isteyen herkes katkıda bulunabiliyor.

Kısacası, siz de Vikipedi’ye katkıda bulunabilirsiniz ve büyükmesini sağlayabilirsiniz.

Tags: ,

ŞeytanŞeytan‘ı birçok kişi duymuştur. The Exorcist‘in rip-off ya da yeniden yapımı ve Türk yapımı korku filmi.

Bir şekilde edindiğim filmi, ilk uygun olduğum gün izledim. Bu tür şeylerde kendini gülmek için zorlayan insanlardan olmuyorum. Ancak bir sahnede kahkaha atmadan edemedim ve filmin bir kısmını da tebessümle izledim.

Film birkaç küçük değişiklik dışında, The Exorcist‘in aynısı. Değişiklikler ise (Müslüman) Türk izleyici düşünülere yapılmış. İncil yerine Kuran, Kutsanmış Su (Holy Water) yerine de Zemzem Suyu bulunuyor. İbadet yeri kilise yerine cami, din adamı ise papaz değil, Müslüman din alimi. Ancak, şaşırtıcı bir şekilde, müzik bile The Exorcist ile aynı! Mike Oldfield’ın Tubular Bells‘inin introsu, bu filmde de kullanılıyor.

Filmin, Türkiye sınırlarını aşmış bir kült olduğundan bahsetmeye gerek yok: prodüksiyon kötü, yönetmenlik gerçekten kötü, vs vs. Şeytan‘ın, diğer Türk filmleriyle de ortak olan başka bir yönünden ve bana ilginç gelen bir özelliğinden bahsetmek istiyorum.

» Read the rest of the entry..


mumblings on life, literature, computers, media, whining, university life, movies, poetry, music, internet, procrastination, technology, media, horror, gender, blogging, concerts, film studies, wordpress, sexuality, vegetarianism, ideology, i greatly dislike sugar in my coffee, and all other unnecessary crap you would otherwise ignore.