Bartleby“Bartleby the Scrivener” (Katip Bartleby), Amerikalı yazar Herman Melville tarafından 1853 yazılmış kısa sayılmayacak bir öykü. Öykünün bir de, kitaplar dışında pek göremeyeceğiniz alt başlığı bulunuyor: “A Story of Wall-Street.” Wall Street o dönem Amerika’sındaki finansal merkez oluyor. O dönemki corporate world‘ün olduğu yer diyeyim.

“Bartleby”yi özetlemek oldukça zor. Bu yüzden bu işe girişmeyeceğim. Zaten uzun sayılmaz, illaki okuyun. Benim de en çok sevdiğim eserdir aslında.

Birkaç ay önce (aslında en az 6-7 ay öncesine denk geliyor sanırım) öykünün film uyarlaması var mı diye merak edip araştırdım ve 2001 yılında çekilmiş bir aynı adlı bir film buldum. Jonathan Parker‘ın ilk uzun metraj filmi. Oyuncular ise David Paymer (Patron) ve Bartleby olarak Crispin Glover. Öyküdeki Turkey ve Nippers’ın isimleri ise Ernest ve Rocky olmuş.

Filmi izleyeli aylar oldu aslında, ancak filmde beğendiğim ve beğenmediğim şeyleri yazmak istedim.

Her şeyden önce, çok güzel bir uyarlama. Öyküdeki temalar çok güzel bir şekilde filme taşınmış. Ancak hoşuma gitmeyen bazı şeyler var. Bunlar daha çok mekan (setting) ve mizansenden doğuyor.

Örneklere girmeden şundan bahsedeyim: Bir edebiyat eseri ve film, iki ayrı şeydir. Bir uyarlama hiçbir zaman, edebiyat metnine uymak zorunda da değildir. Ben sadakate inanmayanlardanım.

Ancak, öyküde öne çıkan çok güzel temalar var. Her şeyden öne bu bir Wall-Street öyküsü. Ayrıca, Patron’un da “Ah Bartleby! Ah İnsanlık!” (Ah Bartleby! Ah Humanity!) ifadesinde ima ettiği gibi, bu bir insanlık durumu öyküsü. Kısacası, yaşamdan bir öykü. Birçok kişi, Bartleby’yi fantastik bir karakter olarak düşünebilir. Onu anlamak için, onun gibi hissetmek gerekiyor bence. Hatta, Bartleby’yi anlamak, insanı anlamaktır, diye de iddia da bulunacağım.

Filmde beğenmediğim şeylere geleyim artık: Dediğim gibi, bu bir Wall-Street öyküsü. Peki film nerede geçiyor? Aşağıdaki görüntüye bakalım:

Bartleby 1Görüntünün büyük haline bakacak olursanız göreceksiniz: bu görüntünün gerçeklikle ilgisi yok. Başka bir deyişle, burada gördüğümüz binanın bizim yaşamımızda karşılığı yok. Tamam, izolasyon ve yalnızlık vs gibi kavramları veriyor. Ancak, daha çok dünyamıza ait olmayan bir yer görüntüsü de yaratıyor.

Nasıl bu kadar emin konuşabiliyorum? Aşağıdaki diğer görüntülerde göreceğiniz gibi mekan hep uçuk dediğimiz renklerle çevrili. Bildiğiniz gibi, uçuk renkler düşlerle, gerçek olmayanla ilintilidir hep. Kısacası, tekrar bu dünyaya ait olmayan bir temsil söz konusu. Gerçi buna karşı bir argüman getirilebilir (ki birazdan kendime getireceğim), ancak vereceğim başka bir örnekle, savım daha bir destekleniyor. Bir diğer konu ise müzik. Filmde kullanılan müzik nasıl tarif edilir bilmiyorum. Filmin resmi web sayfasından örnekler dinleyebiliyorsunuz. Bu müzikler de, yine aynı düş dünyası savımı güçlendirmekte.

Neden bu konu önemli? Çünkü, Bartleby’nin yaşadığı, ya da Bartleby karakteri diyelim, bir düş dünyası ürünü değil kesinlikle. Hepimiz birer Bartleby’yiz :).

Filmde beğendiğim şeylere gelince: Önceden dediğim gibi, bu film bence çok güzel bir uyarlama. Birçok tema çok güzel bir şekilde taşınmış. Öyküde pencereyi yandaki binanın duvarı kapatırken, burada büyük çöp tenekesi görmekteyiz. Binayı gördüğümüz yerlere gelince, oralar ise üzerlerinde doğa resimleri bulunan büyük kağıtlarla kaplanmış. İçerde gün ışığı yok. Bütün bunlar, corporate life‘ın getirdiği şeyler. Bu durumda, uçuk renkli mizansen de doğa resimleri gibi bir kaçış sağlıyor olabilir.

Filmin başka bir güzel yanı ise, Patron’un yaşadığı ikilem ve değişimin çok güzel bir şekilde aktarılıyor olması. Bazı sahnelerde gülümserken ağlamaklı olmamak mümkün değil. Patron’un da içinde bulunduğu bir diyaloğu aktarayım. Kaçırdığım çok az şey var bu sahnede. Tamamen bu diyebilirim. Komik olduğu kadar… nasıl ifade etsem… Çok güzel bir konuşma kısaca.

Patron: Bartleby, tell me. Where are you from?
Bartleby: I’d prefer not to say.
Patron: Do you have any family in the area?
Bartleby: I’d prefer not to say.
Patron: What reasonable objection can you have? I’m trying to help you. But I must ask you as your employer to comply with the rules of thi soffice.First, you cannot live here, that is not acceptable. Second, tell me you’ll help verify the records tomorrow or even go down to the post office. In other words, just be a little reasonable. At the presence, I’d prefer not to be a little reasonable.
Rocky: I prefer to break his neck, little bastard. What’s he prefer not to do now?

Patron: Nippers, I prefer you’ve returned to work at the moment.
(voice over) Lately, I had fallen into the involuntary habit of using the word “prefer” on all sorts of not exactly suitable occasions.

Ernest: Boss, I was thinking last night about Bartleby, and it occurred to me that it’s possible that he has attention deficiency syndrome,
so if he would prefer to get a good buzz (?), everyone…

Patron: you are using the word too?
Ernest: What word?
Bartleby: I’d prefer to be left alone!
Patron: Ah! that’s the word!
Bartleby: Ah! Prefer! Strage word. I don’t use it myself. Anyhow, What I was saying was that if Bartleby preferred…
Patron: Please, just get back to work.
Ernest: Oh sure, if you would prefer, I will.
Vivian (kadın sekreter): Excuse me sir, would you prefer to take a call from the […]?
Patron: We’re all using it now.

Filmi çok beğenmemde öyküyü çok sevmem de ayrı bir etken tabii ki. Dediğim gibi filmi izleyeli bayağı zaman oldu. Çok detay hatırlamıyorum bundan dolayı. Bu nedenle çok detaylı yazamayacağım. Filmi bilmeyenlere duyurmuş, azıcık tanıtmış ve de kendi yorumlarımı hatırladığım kadarıyla aktarmış olayım, ve filmden görüntülerle bitireyim:

[rate 4]

I'd prefer not to 'What reasonable objection can you have?'

Bartleby Bartleby'nin yiyecekleri

'I would prefer some air'Mizansen - Arkaya dikkat

Mizansen 'Ah Bartleby! Ah Humanity'

Tags: ,

This post has 2 comments.

  1. hilal
    02 Oct 07
    22:11

    yorum süperdi ama

  2. cemil
    02 Jul 10
    23:05

    Merhaba Arkadasim .Oncelikle bu kitapin hakkinda dusunculerini internete koydugun icin tessekkur ederim. Bu kitabin ozetin tam hikayesini ariyordum. Senden ricam, bana mail atarmisin sanki kitabi bana oneriri mmis gibi yazarsan cok memnum olurum. Katip Bartbly? Umarim surekli web sayfani kontrol ediyosundur. Mailini bekliyorum ve tessekur ediyoru,