televizyondaki gibiBirçok kişi gibi, ben de ara sıra oturup bu reklamları izlerim. Üründen dolayı değil de, ürünü anlatmak için neler dedikleri, hangi taktikleri uyguladıklarını görmek için. Bu konuda uzman değilim, ancak bu yirmi dakika süren reklamların içerdiği abuk subuk teknikler de fark edilmeyecek gibi değil. Özellikle aşağıya da bir tanesini eklediğim önce sonra fotoğrafları/görüntüleri :-w. Bunu yazmak nereden aklıma geldi peki? Sınava çalışıyordum, ve kitapta şöyle bir ifade gördüm:

“It is advertising that creates fashion (a form of collective behavior), gives people a sense of style, and offers information about what kinds of commodities should be consumed to generate a particular image. There are now many cable television channels devoted to shopping, the most important genre developed for television since the commercial.” (Berger 54)

Çağdaş yaşamımız gerçekten çok ilginç. Yirminci yüzyılı düşünsenize… Her neyse, nostalji olaylarına hiç girmeyeceğim, gereksiz bir şey. Aşağıdaki önce-sonra fotoğrafına baksanıza. Freshlook makyaj malzemelerini kullanmadan önce ne kadar da mutsuz. Makyajdan sonra, pardon, Freshlook makyajdan sonra, üzerindeki çocukca t-shirt gidiyor, altındaki eşofman parçası gidiyor, saçlara şekil şemal geliyor. Zaten ne o öyle kat kat giymişin… Diğeri ne güzel öyle. Küpeler, feminen giysiler, saç şekilleri…

Freshlook - �nce Sonra

Tags:

This post has 5 comments.

  1. nagme
    25 Apr 06
    22:06

    Eger kastettigin sey ‘feminen’ olmanın -guzel, alımlı, cekici – veya olmaya calısmanın kotu bir sey olduguysa soyle bir yorum yapma ihtiyacı hissediyorum:

    Oncelikle, ‘Feminen’ gorunmekte yanlıs bir sey goremiyorum. Disi ve erkek var oldugundan beridir de, ‘normal’ olan disinin disi gibi gorunmesi, erkegin de -her ne kadar erkegin sahip olması beklenen ozellikleri sosyal, ekonomik etc. degisimlerden dolayı degisse de- erkeğe ait ozellikler tasımasıdır.
    ‘Cagdas’ dunyamızda disi (senin deyiminle ‘feminen’) olmak nedense ‘zayıf’ veya ‘gucsuz’, ‘acınası’ vb. seyler olarak, erkege ait ozellikler de ‘guc’, ‘ayakta durma’, olarak nitelendirilmistir. Ve bu ayırımı yapanlar da genelde kadınlar. Bu yuzdendir ki kadınlar erkek gibi gorunmeye, erkeklerin yaptıgı seyleri yapmaya baslamıstır. Bence normal olan bu degil, normal olan kadının kadın olması, erkegin de erkek olmasıdır.
    Once-sonra fotografları ile bahsettigim seyi desteklemem gerekirse, gercekten de ‘sonraki’ fotograftaki durum ‘onceki’ne göre daha cok ‘öz’üne sadık, ve kendisi, kimligi ile barısık.
    Son olarak, kadın ve erkegin ‘esitligini’ savunan feministlerin, kendi disi kimliklerinden utanmaları ve bunu aksi yonde degistirmeye calısmaları bence koccaman bir celiski.

  2. alper
    25 Apr 06
    22:20

    Konu o değil ama.

    Cinsiyet (sex) ve toplumsal cinsiyet (gender) farkı var, biliyorsun. Toplumsal cinsiyet, adı üzerinde, toplum tarafından kurulmuş bir şey. Yani, ‘erkeklik’in ne demek olduğu, ‘kadınlık’ın ne demek olduğu, bizim doğamızdan gelmiyor, toplum tarafından oluşturuluyor.

    Peki bu reklam/fotoğraf ne sölüyor bununla ilgili? Kadın böyle gözükmeli… Sonra? Kozmetik satın al, ‘güzel’ giyin. Nasıl? Satın alarak.

    Fotoğraftaki konu şu: Bazı şeyleri anlatmak için neler yaptıkları, reklamı nasıl oluşturdukları. Bu tür önce-sonra görüntüsü olan reklamlara bakarsan hep aynı şeyi görürsün. İlkinde mutsuz, çünkü bilmem hangi ürünü kullanmıyor. İkincisinde mutlu, çünkü artık o ürünü kullanıyor.

    Kısacası, reklamlar bir ideoloji satar. Birincisi, en baştaki: tüketim. Reklamların en önemli amacı, ürünü satmaktan da önce, tüketimi sürekli hale getirmek. İkincisi ise, bu reklamda da gördüğümüz gibi. ‘Güzel kadın nasıl gözükür/gözükmeli’nin ideolojisi. Birinci fotoğraf gördüğümüz değişimi yaşamalı, tabii ki tüketerek. İkincisi ise, bu kadın neden sarışın? Günümüzde insanın aklına güzel kadın denince ne gelir? Onunla ilgisi olabilir mi? Peki aklımızdaki bu ‘güzel kadın steryotipi‘ nasıl oluşmuş? Hepsi bu reklam ve öncesindeki reklam, film vs’ler de yatıyor. Barbie bebekler neden sarışınsa, reklamdaki kadın da bu yüzden sarışın…

  3. alper
    25 Apr 06
    22:22

    Ha bir de, kadınları severim, bakımlı kadınları daha çok severim :)

    Orhan Veli’ye atıfta bulunmuş olalım…

  4. nagme
    25 Apr 06
    22:52

    Stereotype olusumunu takdir etmesem de, hala sana katıldıgımı soyleyemem.
    ‘Guzel’ zaten insanların uydurgudu bir kavram, fakat tarih oncesine kadar dayanan bir kavram. Bunu Eski Yunan anlayısında da goruruz…Guzel hep var oldu, sadece sekli degisti. Cogu ulusta ve cogu tarihlerde bu anlayıs degisti durdu. Gunumuzde de eger genel-gecer ‘guzel’ sarısın, uzun boylu, zayıf vb. biri ise, buna toplum ve tarih karar verir. Tabii ki dedigin gibi bu ‘guzel’i yaratan da yine ticari bir takım kuruluslardır – medya vb. Fakat nedeni, kaynagı ne olursa olsun, sonuc budur. Guzel budur. Herkes uymak zorunda degil tabii ki. Ama uyuldugunda da ‘ise yarıyor’ ve o insan ‘guzel’ olarak nitelendiriliyor. Ve bu da o insanı mutlu ediyor. Bu durumda bence yine bunda bir sakınca yok.
    Tabii ki kozmetikle, estetikle ugrasan ticari kuruluslar bunu destekleyecek ve insanlara bu ‘guzel’e ulasmak icin ‘yol’ gosterecek, ve tabii ki para kazanacak. Ama burada insanların irade dısı yaptıgı bir sey yok ki… Herkes guzel olmak ister. Ve bunun icin elinden geleni yapar. Tuketim olsun olmasın… Bir anne genc kızına ‘dik dur’, ‘gogusunu iceri cek’ veya ‘kaslarını soyle yap’ dediginde bu da bir guzel/cekici gorunmek icin yapılan bir seydir. Ve bunun kapitalizmle, insanları reklamlarla kandırmakla alakası yok…

    Diyecegim su ozetle: Insanlar guzel olmak icin ugrasır.Guzel de toplum tarafından belirlendigine gore buna uydugu takdirde ancak ‘guzel’ olur ve bu konuda tatmin olur. Ve guzel olmak icin gerekli olanı yapar. Bu yuzden de toplumun guzel olarak nitelendirligi ‘sarısın zayıf etc.’ olmak icin teknolojinin sundugu nimetlerden yararlanır ve o ‘guzel’e ulasmaya cabalar. Ve mutlu olur… (Re-What’s wrong with it?’ )

  5. alper
    07 May 06
    11:05

    Biraz geç oldu ancak:

    Sorun şu aslında: Herkes uymak zorunda değil demişsin, işin burası bu kadar basit değil işte. Bu ihtiyaç yaratılıyor. İrade söz konusu demişsin, bu kadar basit yani bu? Zaten seçimleri kendimiz yaptığımızı düşünürüz hep, rahatlık verir bu. Böyle midir peki gerçekten? Hangimizin şu an sahip olduğu şeylere ihtiyacı var ki? Gereksinim/talep dediğimiz şey yaratılır.

    Buradaki örneğe gelince. Aslında yüz yüze de konuşmuştuk. Bu önce-sonra fotoğrafta, ilkinde, kadının çirkin olması için ellerinden geleni yapmışlar. Başka görüyoruz: bir kere kendine güveni yok bunun.
    Diğeri nasıl peki? Bunun tam tersi, güzel, alımlı ve kendine güveni var.
    Bahse varım bunun televizyon reklamında sarılıp mutlu olduğu bir sevgilisi de vardır, diğeri yalnızken.
    Bunlardan bahsediyorum ben. Bu yirmi dakika süren reklamlar yaratıcılıktan son derece yoksunlar.