SIKüçüklüğümden beri ilgili oldum böyle şeylerle. Bölüme geldikten sonra biraz “eyh yeter be” dedim ancak hala ilgim var, ki zaten kendi gelişimim için çok şey borçluyum buna. Babam da bu konularda çok disiplinlidir ve bu konudaki birçok şeyi de ondan öğrendim. Hassas olduğu konulardan bir tanesi birimlerin nasıl yazılacağı. Şu birimin simgesi şudur, şuraya birimi koymayı unuttun, gibi şeyleri duydum durdum ortaokulda ve lisedeyken babama bir şeyler sorduğumda. Babamın yaptığı başka şey ise, sorduklarımdan ve seviyemden daima fazlasını anlatmış olması. Ortaokulda, kimyayı ilk öğrendiğim zamanlarda, yanına oturtup elementlerin, moleküllerin geometrik modellerini çizer, maketlerle gösterirdi. Bu sırada başka öğrendiğim şey ise birimlerin nasıl belirlendiği ve standardize edildiği oldu. Ancak bugün aklıma gelen bir şeyi hatırlayamadım: SI birim sisteminde, uzunluk birimi olan metre nasıl tanımlanıyordu? Sordum, sonra da küçük bir araştırma yaptım. Buraya da yazayım istedim, çünkü ilginç. Neden ilginç? Şu yüzden:

Bilimsel birimleri doğadaki bir şeylerde sabitleme gereksinimi duyuyorlar. Kısacası, doğada bulunan gerçeklikleri, birimleri tanımlamak için kullanıyorlar. İngilizcesi SI Base Unit. Birkaç tanesini buraya da yazayım:

Saniye: Sezyum–133 atomunun temel hâlinin çok ince yarılmış iki enerji düzeyindeki geçişe karşılık gelen ışıma periyodunun 9 192 631 770 katına eşit olarak tanımlanmıştır.(13. Tartılar ve Ölçüler Genel Konferansı, 1967)
The unit of time is the duration of exactly 9 192 631 770 periods of the radiation corresponding to the transition between two hyperfine levels of the ground state of the caesium-133 atom at a temperature of 0 K (13th CGPM (1967-1968) Resolution 1, CR 103).

Metre: Işığın boşlukta 1/299 792 458 saniyede aldığı yolun uzunluğu olarak tanımlanmıştır. (Tartılar ve Ölçüler Konferansı 1983)
The unit of length is equal to the length of the path travelled by light in a vacuum during the time interval of 1/299 792 458 of a second (17th CGPM (1983) Resolution 1, CR 97).

Burada ilginç bir şey var. Kilogram bunlardan farklı oluyor. Kilogram doğada bir şeye değil, üretilmiş bir şeye sabitlenmiş. Gerçi yine doğadan maddelerle yapılan bir şey (zaten ne doğadan değil ki, saçma oldu cümle) ancak okuyunca diğerlerinden farkını (sanıyorum) anlayacaksınız:

Kilogram: Fransa’nın Sevres şehrindeki Tartılar ve Ölçüler Bürosu’nda saklanan platin-iridyum alaşımından yapılmış, (aşağıda fotoğrafı bulunan) uluslararası prototipin kütlesine eşit olarak tanımlanmıştır (1. Tartılar ve Ölçüler Genel Konferansı, 1889)
The unit of mass is equal to the mass of the international prototype kilogram (a platinum-iridium cylinder) kept at the Bureau International des Poids et Mesures (BIPM), Sèvres, Paris (1st CGPM (1889), CR 34-38).

Kilogramİlginç değil mi? Birileri böyle bir şey hazırlamış ve şimdiye kadar ki 1 kg’ı buna sabitlemişler, buna göre tanımlamaya başlamışlar. Oksitlenmemesi için, vakumlanmış cam kapta saklanıyor.
Ancak babamın dediğine göre şöyle bir şey varmış. Bir kişi, bunun diğer birimler gibi, doğadaki bir şeye sabitlenmediğini söylüyor ve yeni bir öneri de bulunuyor. Bilmem ne kadar C-12/Karbon-12’nin (yani 12 protonlu, bildiğimiz karbon) kütlesine 1 kg denmesini öneriyor. Cam kap içindeki platin-iridyumdan daha karizmatik değil, ancak daha mantıklı tabii ki. Buna bir neden de şu olabilir: kg, diğer birimler gibi, bir ‘temel’e sabitlenmemiş. Yani, grama sabitlenmemiş. Onun yerine, gram, kilogram üzerinden tanımlanıyor. Yani, bir gramı tanımlarken 1/1000 kg diyoruz. 1 kg, 1000 g’dır demek yanlış oluyor kısacası. Ancak yine bildiğime göre, kg bu durumda da baz alınacak.

Bu bilgiler sayesinde, dünyaya bir göktaşı düşerse (ve ihtiyacımız olursa) ve medeniyeti tekrar kurmamız gerekirse, bir saniyeyi tekrar tanımlayıp, eski ve zaman saplantılı, düzenli yaşantımıza dönebiliriz.

Tags: ,

This post has 2 comments.

  1. tarkan
    09 Nov 06
    20:52

    cok kötü nedeni birim yokki ben doğadaki birimleri ağrıyorum

  2. alper
    09 Nov 06
    21:22

    ne?